Türkiye’de Eğitim Teknolojisinin Görünümü

Türkiye’de eğitim teknolojisiyle ilgili çalışmaların başlangıcının Cumhuriyetin ilk yılları olmasına karşılık, eğitim teknolojisinin gelişiminin yavaş ve güç olduğu söylenebilir. Eğitim teknolojiyle ilgili çalışmalar 1980‘ li yıllara dek büyük ölçüde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından planlanıp gerçekleştirilmiştir. 1789 sayılı milli eğitim temel kanunu ile altıncı ve yedinci beş yıllık kalkınma planlarında her tür ve düzeydeki okullarda eğitimde niteliğin verimliğin arttırılması için eğitim teknolojisinin olanaklarından yararlanması gereği vurgulanmıştır.

İlköğretim ve orta öğretim kurumlarına yeni bilgi teknolojilerinin girmesi bilgisayar destekli eğitim projesi ile 1984 yılında olmuştur. Bu proje kapsamında ilköğretim ve orta öğretim okullarının bilgisayar donanımı sağlanmış ve bilgisayar kullanımı konusunda öğretmenlere dönük hizmet içi eğitim programları düzenleştirilmiştir. Ayrıca, çeşitli dersler için öğretim yazıları geliştirilmiştir. Orta öğretim kurumlarında 1991 yılında 8000 dolayında bilgisayar, ilköğretim okullarında da 1998 yılında 2000 dolayında bilgisayar bulunmaktadır. Bunların yanı sıra, cd -rom üretimi çalışmaları başlamıştır.

Üniversiteler eğitim teknolojisiyle ilgili araştırmaların yapıldığı, yayınların yapıldığı hizmet içi eğitim programların uygulandığı ve bilgi teknolojilerin en çok kullanıldığı eğitim kurumlarıdır. Üniversiteler internet’ e bağlanarak öğretim elemanları ile öğrenciler bilgisayar ağından yararlanmaya başlamışlardır. İnternet aracılığı ile üniversiteler değişik eğitim çalışmalarında bulunmaktadırlar.

Örgün eğitim kurumlar ı dışında çeşitli kuruluşlarda ülkemizde teknoloji kullanımına yaygınlaştırmak amacıyla etkinlikler bulunmaktadır. Bunlardan birisi Bilimsel ve Teknik Araştırma Vakfı dır. Bu vakıf, bilgisayar okuryazarlığı ve internetten yararlanma konularında eğitim programlar ı düzenlemektedir. Ülkemizde son yıllarda ulusal bilgi alt yapısını oluşturmaya yönelik çalışmalara önem verilmektedir. Devlet Planlama Teşkilatı nca hazırlanan kalkınma planlar ı ile Türkiye Bilim ve Araştırma kurumunun uzun dönemli araştırma planlar ında bunu görmek olanaklıdır. Bununla ilgili olarak birçok üniversite Türk Üniversite ve Araştırma Kurumlar ı ağı (TÜVAKA) ile BİTNET’ e bağlanmış ve öteki ülkelerden veri elde etme olanağına sahip olmuşlardır. Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM) de üniversitelere ve araştırma kurumlar ına bilgi ve belge sağlayan önemli bir kuruluştur.

Eğitimde Bilgisayar Kullanımı

Günümüzde, dünyadaki ülkelerin çoğu eğitim sistemlerinde önemli yenilemeler yapmaya çalışıyor. Bu yenilemelerde de en büyük rolü bilgisayarlara veriyorlar. Eğitim sisteminde yenilemelere gidilen ülkemizde de bilgisayarların eğitimde kullanılmasından sıkça edilmeye başlandı. Bu aşamada en önemli konu ise bilgisayarları eğitimde nasıl kullanacağımızla ilgili ilkeleri belirlemek. Bilgisayar eğitim programlarının özünü mü oluşturacak, yoksa tamamlayıcısı mı olacak?İşte bu soruya bir yanıt bulmak gerekiyor. Bu aşamada bilgisayarların okula hangi amaçla sokulduğunun sorgulanması gerekiyor. Çok yüksek maliyetlerle alınan bilgisayarların okulda bir yerlerde tozlandığı, kullanılmadığı görülebilir.

Bu, bilgisayarın öğretim amacıyla nasıl kullanılabileceği hakkında çok fazla bilgi sahibi olmayan öğretmenlerin ve yöneticilerin tutumundan kaynaklanan bir durumdur. Bu gibi tutumlar, bilgisayarların okulda yalnızca bilgisayar okur yazarlığı amacıyla kullanılmasına yol açar.

Bu açılardan bilgisayarların okuldaki işlevini ayrıntılı bir biçimde sorgulanması gerekir.”haydi okulumuzu bilgisayarlarla donatalım”gibi bir yaklaşım sonucunda okula alınan çok sayıda bilgisayarın öğretim/öğrenme sürecine katkısını hangi yönde olacağını kestirmek güç değil. Günümüzde pek çok ülke eğitim sistemini bilgisayarlarla destekleme yönünde çalışmalar yapıyor. ABD de bilgisayarları eğitime sokma konusunda öncü ülkelerden biri bu nedenle ABD’ nin deneyimleri bilgisayarın eğitime girmesi aşamalarını, bu aşamalar sırasında yapılabilecek yanlışları ve yaşanacak sorunları tarihsel bir sıralama ile gösterebiliyor. California Üniversitesi’nden Alfred Bork teknolojinin ABD’nin eğitim sisteminde kullanılması ile ilgili aşamaları bu bakış açısıyla gözden geçirmiş.

Alfred Bork’a göre, başlangıçta okullar, bilgisayarların okula girmesi ile çok harika işler yapabileceği düşüncesi ile çok sayıda donanım alıyorlar. Ancak bilgisayarları, etkili kullanmanın yollarını kimsenin bilmemesi nedeni ile, teknoloji ile başa çıkmaya (!)çalışırken eğitim ikinci plana düşmüş oluyor. Bu noktada “eğitimde sınırlı bir etkinlikle kullanılacaksa bilgisayar almanın

gereği var mı? Sorusunu sormak gerekiyor. Donanımlar alındıktan sonra “herkesin gelecekte program yazması gerekebilir”,Bir kimse ancak, program yazarsa bilgisayarları anlayabilir.”Ya da “program yazmak sorun çözme becerilerini arttırıyor.”Gibi düşüncelerle öğrencilere program yazmak öğretiliyor. Öğrencilere program yazmayı öğretip öğretmemenin ne yarar getireceği de bu konunun dikkatle geçirilmesi gereken yönlerden biri.

Bilgisayarın Tanımı

Bilgisayar, bilgisayar programcıları tarafından yazılmış komutların kontrolü altında işlem yapmak sureti ile verileri alıp daha sonraki kullanım için saklayabilen ve insanlar tarafından müdahaleye gerek kalmadan veriler üzerinde aritmetik ve mantık işlemleri icra edebilen elektronik bir cihazdır.

İnsan emeği ile sonuçlandırılması çok uzun zaman alan kimi karmaşık soruları, veriler ışığında çok kısa zamanda çözebilir. Dijital bilgisayarlar dijital işlemlere uyarlanmışken analog bilgisayarlar fiziksel nicelikleri ölçer. Hem ölçen hem de hesap yapan bilgisayarlarda vardır, bunlarda melez bilgisayarlardır.

Karatahtadan Bilgisayara

Bundan 142 yıl önce, eğitimde kullanılması düşünülen yeni bir teknoloji tanıtılırken şu ifadeler kullanılıyordu: Bu araç, göze ve kulağa seslenir. Bunun için dikkati toplama alışkanlığını doğal yoldan geliştirir. Öğrenci, verilmek isteneni anlamadığı zaman, öğretmene konuyu genişleterek anlatma ve daha anlaşılır hale getirme olanağı yaratabilir.

Sözü edilen araç ne televizyon ne de bilgisayar. Bildiğimiz karatahtadan başka bir şey değil. Karatahta, günümüzde de sınıfta etkin bir biçimde kullanılıyor. Oysa 1855’ de öğretmenlere ilk tanıtıldığı sıralarda pek de kabul görmemişti. Kabul görmeyişinin nedeni, öğretmenlerin bu yeni teknolojiden korkması yada onu kullanmayı bilmemesinden kaynaklanmıyordu. Bu teknoloji 19. y.y. daki okul ve sınıf yapısına uygun değildi. Çünkü, o dönemde karma yaş uygulaması vardı ve sınıftaki 5-17 yaş arasındaki çocuklar birlikte eğitim görüyordu. Öğretmen, bu çocuklara küçük gruplar halinde ilgileniyordu.

20.yy. da öğrenciler yaşlara göre ayrılmış sınıflarda eğitim görmeye başladığında, karatahtada yaşamımızdaki yerini aldı. Karatahta örneğinde olduğu gibi yeni bir teknolojinin uygulanmaya başlanması yada önceden varolan bir teknolojinin yeni bir alanda uygulanmaya başlanması sırasında bu tür sorunların yaşanması söz konusu olabiliyor. Bazen yukarıdaki durumda olduğu gibi teknolojinin kabul edilmesi güç oluyor, bazen teknoloji kullanılmaktan korkuluyor, bazen de kabul edilse bile teknoloji hakkında yeterince bilgi sahibi olunmamasından ötürü etkili bir biçimde kullanılamıyor. İşte, bilgisayarların eğitimde kullanılmasının gündemde olduğu bu günlerde bilgisayarları da bu tip sorunlar bekliyor.

Bilgisayarlar iş dünyasında ve sanayide etkili bir biçimde kullanıyor. Bu kullanım nerede ise bir devrim niteliğini taşıyor. Günümüzde ise bilgisayarların eğitimdeki yenilenme hareketlerinde önemli bir rol üstleneceği düşünülüyor. Ancak, her yenilenme hareketinin gerektirdiği gibi öncelikle bakış açılarında bir yenilenme, bir değişme gerekiyor. Bilgisayarların eğitimde kullanımından ne anlaşıldığı bu noktada önem kazanıyor; günümüzdeki tartışmalar da en çok bu konuda yoğunlaşıyor.

Bilgisayarlar eğitimde nasıl kullanılmalı? Bu konuda, eğitim uzmanlarının önemli uyarıları var. Öncelikle bilgisayarın, yalnızca bir araç olduğunun ve kullanıcının bilgiyi aldığı, depoladığı,değiştirdiği,üzerinde işlem yaptığı, yarattığı ya da yayımladığı bir ortam olduğunun unutulmaması gerekiyor. Bilgisayarların ancak bu bakış açısıyla yola çıkıldığında, öğretme/öğrenme uygulamalarında yararlanabilecek bir araç olduğuna inanılıyor.

Bu konunun en önemli yönlerinden biridir. Ayrıca pek çok eğitimci bilgisayarın eğitime plansız olarak girmesinin yarardan çok zarar getireceğine inanıyor. Richard G.Forcier, bilgisayar yazılımlarının okul yönetiminde, öğretiminde/öğrenmede ve eğitim araştırmalarında kullanılabileceğini öne sürüyor. Okul yönetiminde, veri işleme ve bilgi düzeltme işlevlerini kullanarak, bütçe,envanter, öğrenci kayıtları, iletişim kütüphanenin kitap dağıtımı ve halka açık kütüphane katalogu düzenleme amaçlarıyla bilgisayar kullanılabiliyor. Günümüzde okullarda en çok kabul gören ve ev yaygın biçimde yapılan uygulama budur.

Öğretim ve öğrenme konusunda, öğretmen odaklı öğretim ve öğrenci odaklı öğrenme amaçlarıyla bilgisayar kullanımı gerçekleştirilebiliyor. Öğretmen odaklı öğretim yönteminde bilgisayar, bilgisayar okuryazarlığı kazandırma,bilgisayar destekli öğretim, soru bankası oluşturma ve sınav hazırlama ile öğretim materyalin planlanması amaçlarıyla kullanılabiliyor.

Bilgisayar okuryazarlığı, bilgisayarın yaptığı işleri farkında olma ve işlevsel olarak kullanma şeklinde tanımlanıyor. Bilgisayar destekli öğretim, öğrenme kurumlarına uygun biçimde uygulanıyor. Ayrıca alıştırma ve uygulamalar, yeni öğrenilen kavramların uygulanmasına ve önceden öğrenilmiş olanların pekiştirilmesine kolaylık sağlıyor.

Bir öğrenciye bir öğretmenin ders vermesine benzer biçimde hazırlanmış yazılımlar ise, öğrenci kavramlarla ilk kez karşılaşacağında bile kullanılabiliyor.

Öğretimde Bilgisayarlar Nasıl Kullanılabilir?

Öğretimde bilgisayarların nasıl kullanılabileceği konusundaki bu kısa özette, öğretimde bilgisayarların kullanımındaki çeşitli yöntemler üzerinde duracağız.

Bu yöntemlerin her biri, geçmişte çeşitli başarılar kazanmıştır ve eğer doğru biçimde uygulanırsa, gelecekte daha başarılı biçimde uygulanabilir. Bilgisayarlar gelişi güzel kullanıldığında, belli bir konunun öğrenimi açısından destekleyici, yardımcı olmayabilirler. Bu konulara değinmemizin nedeni, geleneksel bazı öğretim yöntemlerinin haksız yere hor görülmesi ve yeni yaklaşımlar konusunda aşırı istek gösterilmesi olgusudur.

Bilgisayarların öğretimde kullanılabileceği çeşitli tollar vardır. Bu yöntemleri beş ana başlık altında toplayabiliriz: öğrenme ve uygulama, veri üretme, benzetim, oyun, bilgisayarın araç olarak kullanılması.

Öğrenme ve Uygulama

Bilgisayara dayalı öğretim yöntemleri arasında, ilk önce kullanılanlardan birisidir. Bu yöntem, özellikle bilgisayarların özel yeteneklerinin uygulamasını görmek isteyenlerce verilmesine rağmen, bazı temel beceri ve bilgilerin öğretilmesinde yararlı olabilir. Belli alanlarda anlama ve öğrenme süreci, kişinin öncelikle bazı bilgi ve beceri kazanarak otomatik hale getirmesini gerektirir. Bu nitelikteki bilgi ve beceri kazanarak, otomatik hale getirmesini gerektirir. Bu nitelikteki bilgi ve becerilerin kazanılmasında öğrenmede becerilerin kazanılmasında, öğrenme ve uygulama ideal bir yöntemdir.

Veri Üretimi

Antropolojiden sosyolojiye, siyaset bilimine, istatistiğe, hatta fiziğe değin pek çok alanda, öğrencilerin süreçleri ve içerdikleri kavramları daha iyi anlamaları için verileri analiz edebilmeleri istenir. Örneğin, sosyolojik araştırma yöntemleri öğretilirken öğrencilerin temel kavramlar konusundaki bilgilerini verilerini analiz ederek ve yorumlayarak test etmesi istenir.

Geleneksel olarak bu iş, kitaplarda yer alan, göreli olarak çok küçük çaplı veri setleri ile yapılır. Bilgisayarların kullanımı, öğrencinin daha geniş bir veri setiyle çalışmasına olanak sağlar.

Benzetim

Benzetim pek çok açıdan veri üretimine benzer. Veri üretiminde, bilgisayarın sadece sınırlı bir örnek sağlamaya yaradığı kullanıcılar tarafından açıkca bilinir. Verilerin gerçeklere uygunluğu beklenmez, bilgisayarlar verilerin doğruluğunun araştırıldığı bir veri arşivi veya veri bankası olarak görev yaparlar.

Benzetimde ise, öğrenci sonuca ulaşabilmek amacıyla bilgisayarla diyaloga girmektedir. Titrasyon öğreten bir program bu konuda örnek olarak verilebilir. Titrasyon, kişinin belli bir karışıma araç olarak kullanıldığı maddeden, belirli miktarda ekleyerek, renk değişimi veya elektrik ölçümü ile belirlenecek reaksiyon gerçekleşinceye değin devam eden dinamik bir süreçtir. Böyle bir programı uygulayan öğrenci, “gerçek” titrasyon yapmadığını ancak “gerçek “ için gerekli olan beceriyi kazandığının farkındadır.

Oyun

Bilgisayar oyunları pek çok alanda üst düzeyde bilgi ve beceri kazandırma amacıyla kullanılabilir. Bu programlar için “oyun” sözlüğünün seçimi bu sözcüğün pek çok kişide çağrıştırdığı olumsuz anlam nedeniyle şansız bir seçimdir. Bazen vermek istediğimiz kavram ve beceriyi, bunları içeren oyunlarla öğretebiliriz. Çok sayıda eğitim amaçlı bilgisayar oyununun geliştirilmiş olmasına karşın, araştırmacıların bu konuya eğilimleri yenidir.

Bilgisayarın Araç Olarak Kullanılması

Bilgisayarların yukarıda sözü edilen kullanımları, belli bir eğitim amacına uygun olarak hazırlanmış bilgisayar programlarının varlığına bağlıdır. Eğitimde bilgisayar kullanımının, şimdiye kadar anlattıklarımızdan daha da önemli bir biçimi vardır. Bu yöntem bilgisayarın doğrudan araç olarak kullanımıdır. Bilim adamları, mühendisler, muhasebeciler ve öteki meslek sahipleri günlük işlerinde bilgisayar kullanmaktadır.

Öğrencilerde kendi işlerini yaparken bilgisayar kullanmayı öğrenmelidir. Yakın zamana kadar, öğrencilerin derslerde bilgisayar kullanmasını öğrenmeleri göreli olarak güç bir işti. Genelde, öğrencinin fen derslerinde bilgisayar kullanmayı öğrenmeleri bir yıl veya daha fazla zaman yer alıyor.

Ancak, kişisel bilgisayarların yaygın biçimde kullanılabilmesi ve daha büyük sistemlerle terminaller kanalıyla bağlantı kurulabilmesi, bilgisayarların problem çözümünde kullanımını çok kolaylaştıran programların geliştirilmesine yol açmıştır. Öğretmenleri, öğrencilerin derslerde bilgisayar kullanmalarını istemeleri giderek yaygınlaştırmaktadır.

Genelde Bilgisayar Öğretimi

Bilgisayarların eğitimde en geniş kullanım alanı, bilgisayar destekli eğitimdir. Bilgisayar destekli eğitimde (Computer Assisted Learning ), bilgisayarların var olan eğitim sisteminin amaçlarını uygun biçimde belirlenmiş ders programları doğrultusunda yardımcı araç olarak kullanımı söz konusudur. Bu yöntemde bilgisayarlar normal eğitim çerçevesinde öğrencilere verilmesi gereken beceri kavram veya olayları öğretmede bir araç kullanılmaktadır.

Bilgisayar destekli eğitimde, en yaygın olarak kullanılan programlar belli bir konunun gözden geçirilmesinde ve alıştırma yapılmasında dayananlardır. Matematik, okuma, heceleme veya öteki temel beceri konularında öğrencilerin bilgilerinin yeniden gözden geçirmelerine ve çok ve çok sayıda alıştırma yapmalarına olanak veren programlar en çok kullanılan türlerdir. Bu yöntemle hazırlanan programlardan öğrenciler kendi bilgi düzeyleri değerlendirerek programın işleyiş düzenini kendileri seçebilmektedir.

Örneğin bir çarpma programında “kolay, orta, zor” olarak öğrenciye üç seçenek sunulmakta böylece öğrenci programın düzeyini kendi saptayabilmekte veya saptamayı öğretmen yapmaktadır. Programlarda, öğrenci yanlış yanıt verdiğinde veya aynı tip yanlışları tekrarladığında, konuya ilişkin kısa açıklamalar tekrarlanarak verilebiliyor. Müzik, çeşitli sinyaller, doğru yanıt vermeyi özenleştirici yan unsurlarla bu tip programlar daha çekici hale getiriliyor. Bu yöntemle hazırlanan programların soru yanıt olarak sürüp gittiği bu nedenle sıkıcı olduğu ve öğrencinin dikkatinin kolayca dağıtabildiği gibi eleştiriler vardır. Anacak bu eleştirilerin kaynağı program yapımcılarının eğitime bağlarının zayıflılığı veya tersine eğitimcilerin iyi programcılar olmayışıdır.

Bilgisayar kültürünün okullarda yaygınlaştırılmasıyla da, bu sakınca ortadan kalkacaktır. Belki de öğrenciler sıkıcı kötü biçimde hazırlanmış programlar ı düzeltecektir. Bilgisayar destekli eğitimde kullanılan programlar belli bir konunun, bir öğretmen tarafından öğrenciye teke tek ilişki içinde öğretilmesi biçiminde hazırlanabilmek. Ama öğretmen, insan değil de bilgisayar olduğu için durum çok farklı olmakta elbette. Bu tip programlar genellikle belli bir konunun öğrenciye aktarılması, ardından konuya ilişkin sorular sorulması biçiminde düzenlenmekte, ancak sorular sınırlı cevap olasılığını içerecek şekilde saptanmaktadır. Öğrencinin verdiği yanıta bağlı olarak da, bilgisayar konuya ilişkin bilgi vermeye daha başka sorular sormaya devam etmektedir. Bu tip programlarda en önemli nokta, programı öğrencinin verebileceği yanıtları içerecek biçimde düzenleyebilmektir. Böylesi programlar ı ise mikrobilgisayarlar için hazırlamak güç olduğu kadar olası yanıtlar ı saptayabilmek için de uzun süreli bir alan çalışması gerekmektedir.

Bu nedenlerle de, yanıtlar seçenekli olarak öğrenciye verilmekte ve program boyunca öğrenciyle kurulan diyalog çok sınırlı olmaktadır. Bu tip programların, öğrencilerin sınırlı sayıda olası yanıt vermeye yönlendirdiği bu nedenle de konunun derinliğine öğrenilmesi engellendiği yolunda eleştiriler bulunmaktadır. Unutulmaması gereken şey, bu programların eğitimi destekleyici yardımcı unsurlar olduğudur.

Eğitimde tek başlarına kullanılmalar ı söz konusu değildir. Bu tip programlar ın özellikle belli bir konuya giriş veya konunun gözden geçirilmesi amacıyla kullanımlar ı daha yararlı olacaktır.

Eğitimde Bilgisayar Kullanımının Olumlu Olumsuz Etkileri                    

1. Olumsuz Etkileri

Bilgisayar teknolojisinde sağlanan hızlı gelişmeler tüm yaşantımızı etkileyecek boyutlara ulaştı. Özellikle batılı toplumlar, bilgisayar teknolojisinde gerçekleştirilen atılımların etkilerini çok daha yoğun ve yaygın bir biçimde yaşıyor.

Bilgisayar üretiminin çehresini baştan başa değiştirdi. Büro dünyasının alışılmış iş yapma yöntemlerini, örgütleme biçimlerini bir anda rafa kaldırdı. Çağdaş dünyanın veri üretme, veri saklama ve veri akımı yöntemlerini belirledi. Ardından bilgisayar teknolojisinin harikalar yaratan ürünü "mikrobilgisayar" piyasaya çıktı ve insanlar ın günlük yaşamını etkilemeye başladı. Bilgisayarlar zamanla ucuzladı, daha kolay elde edilebilir hale geldi. Böylece bilgisayarlar ev eşyalar ı arasına girerek kendini hayatımıza kabul ettirdi. "Ev bilgisayarlar ı", "kişisel bilgisayarlar" kavramları da gündelik konuşma dilimizde yerini aldı. Bu son gelişme insanların eğlenme, boş zamanlarını değerlendirme alışkanlıklarını da alt üst etti ve bilgisayarlar olumlu/olumsuz etkileri ile yaşamımıza hızla yerleşti. Eğitimin bu gelişmenin dışında kalması düşünülemezdi.

Günümüzde, bilgisayar teknolojisinin eğitimi ve konular ı belli bir derecede ve belli bir biçimde mutlak etkileyeceği tartışmasız bir gerçek olarak kabul ediliyor artık. Toplumda bilgisayar kullanımının yaygınlaşması, eğitimi dolaylı olarak etkilerken, bilgisayarlar ın eğitimde kullanımını doğrudan etkiliyor.

Bilgisayarlar ın eğitim üzerindeki dolaylı/dolaysız etkilerinin yönü, niteliği ise henüz tartışma konusu. Bilgisayarın eğitim üzerinde olumsuz etkileri olacağını savunanlar şöyle başlıyorlar:Yaygın biçimde bilgisayar kullanımı hesap yapma yeteneğini köreltecektir. Bilgisayara daha çok zaman ayırma olgusu kitap ve dergilere dayalı kültüre ayıracak zamanı azaltacaktır. Sonuçta ise okulların dayandığı, temel aldığı yazılı kültür yıpranacak ve zamanla yok olacaktır. Okullardaki eğitim, bilgisayar oyunları karşısında çekiciliğini yitirecek ve çocuklarda olumsuz bir tutum oluşturacaktır. Şiddete yönelik bilgisayar oyunlarının, şiddete hayran çocukların yetişmesine neden olacaktır.

Görüldüğü gibi günümüz bilgisayarları, çağdaş gençliğin uyuşturucu tutkusu gibi görüyor. Yaygınlaşan bilgisayar kullanımı yoluyla, gelişmiş batı toplumunun zaten toplumdan, ilişkilerden ve iletişimden kopmuş insanı, giderek daha çok kopma, daha bir yalnızlaşma, daha bir bencilleşme, eğilimine sürüklüyor. Bilgisayar, bu kopuşun, bu yalnızlaşmanın, bireyci bencilliğin bir aracı olarak görülmekte. Bilgisayar çağında yalnızlığını ancak ekranla paylaşan, toplum ilişkileriyle sorunlarına yabancılaşan yeni bir tür insan üretildiğinden korkulmakta.

Bilgisayar çağının yabancılaştırdığı, içe kapalı bilgisayar tutkulularını bir bilim adamı şöyle resimliyor;"İçe kapanık, içe çevrilmiş gözleriyle, karmakarışık görünüşleriyle yığınla zeki genç. Bilgisayar masasına dayanmış ucunda uzanan kollar, parmaklar ı ateşleyecekmiş gibi gergin, ayakta. Tuşlar üzerindeki parmakları, kumarbazın zarları yakalamasına benzer ihtiras ve coşkuda. Yorgunluktan bitkin düşünceye dek, saatlerce ekran karşısında, bilgisayar başında. Yiyecek unutulmuştur; ancak getirilirse farkında olunmadan yenilir. Onlarda en basit yiyecekler olan fastfoodlar. Çoğunlukla coca cola ve sandviçtir. Uyku oda yalnızca birkaç saatliğine ve bilgisayara en yakın köşeye bitkin düşmektir. Sonra yine bilgisayara.

Bilgisayarın öğretim amacıyla kullanımında önemli sorunlardan biride, gerekli yazılımları ya da bilgisayar programlarını bulma ve geliştirme güçlükleridir. Yazılım üreten bir şirketten tam geliştirilmiş paket program biçiminde ders malzemesi satın alınabilse de, böylece sağlanan program her sınıfa ya da her eğitim programına uygun olmayabilir. Testler ve alıştırmalı öğretim için genel bir çerçeveyi içeren ve gerekli ayrıntıların sonradan okul ya da öğretmence eklenebileceği hazır çerçeve programlar edinmekte olanaklıdır. Bu sistemin sakıncası ise; her derste testlerin ve soruların hep aynı kalıbı incelemesi sonucu öğretimin gereğinden çok yinelemeli ve sıkıcı olmasıdır.

Yazılım eğitim kurumlarında geliştirilebilir, yani okul ya da öğretmenler kendilerine özgü gereksinimlere tümüyle uyacak programlar üretebilirler. Ancak bu da pahalı ve zaman alıcıdır, ayrıca eldeki programlama becerisi yetersiz kalabilir. Gerçekte sözü edilen olumsuz etkiler bilgisayar da değil, onları kullanım biçimlerinden bilgisayara bakış açısının yanlışlığından kaynaklandığı unutulmamalıdır

2. Olumlu Etkiler

Günümüzde bir yandan bilgisayarlı toplumun tehlikeleri, insanı insandan uzaklaştıran olumsuzlukları, ilişkileri mekanikleştiren özü tartışılırken, bir yandan da bilgisayarlı eğitime geçme yarışının sürdürüldüğü gözden kaçmamalı. Bilgisayarın en yoğun, en yaygın kullanıldığı alanların başında da eğitim ve okullar yer alıyor. Kullanışlı mikrobilgisayarların gelişmesiyle ilkokullardan üniversitelere her aşamadaki okullarda, hatta okul öncesi programlarda, bilgisayarlı uygulamalar yaygınlaştı. Çünkü eğitimde kullanılan bilgisayarın, bir takım yenilikler ve kolaylıklar getireceğinin farkına varıldı. Böylece 1960'larda bilgisayarlar eğitimde ilk defa kullanılmaya başlandı.

Öğretim bilgisayarları temel olarak iki biçimde kullanılabilir. Bilgisayar ya öğrenciye doğrudan doğruya veri sağlar, ya da öğrencinin kavramasını denetleyen bir öğretmen rolü üstlenir. Bilgisayar öğretmen rolüne programlanmışsa, öğrenciye bir soru yöneltir, öğrenci sorunun yanıtını bilgisayara geçirir ve hemen yanıtın karşılığını alır. Yanıt doğru ise, öğrenci daha çetin problemlere yöneltilir. Yanıt yanlış ise, çeşitli bilgisayar mesajları işlemdeki yanlışı belirtir ve öğrenci bu alanda ustalık kazanıncaya dek program daha karmaşık soruları atlar. Böylece öğrencinin başkalarının etki ve sıkıntısından kurtularak konuyu kavraması sağlanır. Faydalarının bir diğer yönü ise; öğrencinin teke tek etkileşim sağladıkları gibi, verilen yanıtların hemen karşılık getirebilmeleridir. Bununla öğrencilerin kendi kavrama hızlarıyla ilerlemeleri sağlanır. Özellikle bol alıştırma gerektiren konularda öğretmenlerin derslik çalışmalarında harcadıkları zamanı azaltarak öğrencilere daha çok bireysel zaman ayırmalarına imkan verirler.

Bilgisayar programı, öğrencilerin öğrenme sürecindeki sorunu saptamak amacıyla kullanılacak kapasitededirler. Sorun bir defa belirlendikten sonrada çalışma sorunla alana kaydırılır. Ayrıca bilgisayarın sağladığı yakınlık ve bireysel ilgiden ötürü kimi öğrenciler, herkesin içinde yanlış yanlış yanıt vermenin ya da bir konuyu sınıf arkadaşlarından geç kavramanın sıkıntısından kurtulmuş olurlar. Bilgisayarın eğitimdeki yerinden bahsederken, gözardı edilmemesi gereken bir konuda insan etkileşimleridir. Bunun yok edilmemesi gerekiyor.

Bilgisayarın uluslar arası ağlarla biribiri ile bağlantılı olması, insanlarla etkileşimi arttırmaya katkıda bulunabilirler. Buna örnek olabilecek uygulamalardan biri Teksas'taki bir okulda öğrenciler üzerinde yapılmış. Bu öğrenciler Almanya Emden'deki bir lisenin öğrencilerine Nazi döneminin nasıl olduğunu sormuşlar. Almanya'daki öğrenciler büyük babalarıyla konuşarak onların Nazi dönemine ilişkin anılarını bilgisayar yardımıyla iletmişler. Bu öğrenme deneyimi Teksas'taki öğrencilerin Nazi döneminden kitaptan okumaya kıyasla daha çok etkilenmelerini sağlamış. Bu örneğin benzerleri başka konularda da uygulamaya konulabilir. Fransızca veya İngilizce gibi yabancı dil derslerinde bu dilleri konuşan insanlarla iletişime geçilebilme yoluna gidilebilir. Sanat derslerinde grafik, desen ve yeni görüntüler yaratmada kullanabilme olanaklarından yararlanabilir. Uluslar arası ağlar, Öğrencilere etkileşim olanağı sağlama yanında, öğretmenlere de çok sayıda kaynak elde etme olanağı sunuyor.

Eğitimciler, bilgisayarın öğrencinin etkinliğini arttırdığını ve etkileşime açık olması nedeniyle geliştirici olduğunu belirtiyorlar. Yani öğrencilerin yaratıcılıklarını ortaya koymalarına fırsat doğuyor. Elbette ki öğrenciler yalnızca verilenleri alan bireyler değil, aynı zamanda bilginin yaratıcıları olduğu unutulmamalıdır.

Bir hesaba göre insan beyninin 10-10 birim bilgi depolamaya ve işlemeye müsait olduğu, fakat genelde bunun ancak %20'sinin kullanıldığı söyleniyor. O halde halen uygulanmakta olan klasik eğitim sistemleri ile insanı bilgi ile yüklemek için sarf edilen 20-30 yılın kısaltılması için bilgisayarlardan yararlanılabilir.

Bu suretle insanın daha uzun süre üretici olabilmesi mümkün olabilir. Kim bilir bu yolla düşünsel kabiliyetin daha büyük bir kısmından yararlanma yolu açılabilir. Bunları yaparken her şeyi bilgisayardan bekleyerek beyin jimnastiğinin azalması tehlikesi hatırdan çıkarılmamalıdır.