Hemiechinus (Hemiechinus) auritus (Gmelin, 1770)  – Uzunkulaklı Kirpi

 

Sınıf: Mammalia  Takım: Insectivora  Familya: Erinaceidae

 Tavsif

1770. Erinaceus auritus Gmelin, Nova Comment. Acad. Sci. Petropoli, 14: 519.

Terra-typica: Astrakhan (46º21' K, 48º03' D), Dağıstan.

1906. Hemiechinus auritus Satunin, Annuaire du Mus. Zool. De l’Académie Impér. De St. Pétersb., 11: 11.

 Vücut yapısı:

Erinaceus’un tersine yüz kürkü, kısa ve genişçe yuvarlak uçlu olan uzun kulaklarını örtmez. Kulaklar, oldukça uzun ve alın dikenlerinden dışa doğru uzanır. Burun bölgesi, Erinaceus’unkinden biraz daha sivri ve bıyıkları (vibrissae) daha uzundur. Dikenler, uzunlamasına karinalar ve küçük nodüller taşırlar. E. concolor’un tersine, dikenlerin krem renkli subterminal bandı nispeten daha geniş olup; bütün bu diken renklenmesi, vücudun biraz daha soluk renkli görünmesine sebep olur. Başının orta kısmında dikenler yoktur. Dikenleri genellikle koyu kahverengi ve beyaz; karın tarafında ise beyazımsı bantlıdır. Dikenler 17-19 mm uzunluktadır. Üyeleri 5/5 parmaklı olup; (4/4 parmaklı olan) Echinus cinsi üyelerinden farklıdır. Ventralde göğüs kısmında  bulunan  beyaz  bir  benek  tipiktir. Öne uzatılınca gözleri geçen kulakları ile kısa kulaklı H. dauuricus’tan da ayrılır (Corbet, 1978). Yüz ve alın-

   © foto: Dr. Ahmet Karataş (Temmuz 2002, Harran-Ş.Urfa)

 

daki kıllar dipte beyaz; fakat açık paslı kahverengi uçludur. Bu kahverengimsi renk, genellikle kulağın arkasına kadar ulaşır. Göğüs ve bütün ventralde renk, (H. e. calligoni’de) genellikle kıl diplerinde saf beyazdır. Bazılarında bir miktar kirli sarımsılık vardır. Zygomatik yay, Erinaceus’taki kadar birden genişlemez. Sagittal karina az gelişmiştir. Damak anteriorde E. concolor’a göre daha dar; damağın yükselen posterior kenarının arkasında nispeten daha geniş bir, kemiksi sığ kısım vardır. Angular yapı, daha uzun ve farklı bir şekilde condylin arkasına doğru uzamıştır. dişilerinde genellikle 5 çift (bazılarında 4 çift) emme papili bulunur. Karyotipte 2n= 48, NFa= 92, NF= 96’dır (Çolak et al., 1998). Kefelioğlu (1998), NFa’yı 90 olarak bildirmiştir. TB 170-198; KyU 17-21, AU 30-34, KU 36-40, CbU 40.0-41.6, ZyG 21.7-27.2, MG 15.6-16.1, ÜDU 16.7-20.6, ADU 15.4-17.2, AÇU 28.9-30.8 mm; W 110-275 gr'dır.

 Yaşama alanı: Kurak stepler gibi çöl bölgelerinin kenar kesimlerinde; ayrıca yerleşim yerleri civarında da görülürler.

  Biyolojisi: 

Nocturnal, terrestrial ve soliter bir hayvan olarak yaşam sürer. Gün ışığında bir sığınacak bir yuva arar –ki bu kirpiler faal bir kazıcıdır (Roberts, 1977)– genellikle küçük çalılıklar altında. Hindistan’ın kuzeyindeki Penjap’ta, kışın 3.5 aya kadar hibernasyonda kalabilirken; Pakistan’ın dağlarında hibernasyon Ekim’den Mart’a kadar devam eder (Walker, 1991). Sıcak bölgelerde uzamış bir kış hibernasyonu görülmemekle birlikte; besinin az bulunduğu dönemlerde yazın estivasyon da gerçekleşebilir (Roberts, 1977). Diğer kirpiler gibi 'top' şeklinde yuvarlanmış pozisyonda uyur. Akşam karanlığından sonra yuvasından çıkarak böcek ve küçük omurgalılarla beslenir. Meyve ve tohum yedikleri de olur. Açlığa ve susuzluğa oldukça dayanıklıdır (laboratuvarda 2 bireyin 10 hafta boyunca yemeden içmeden yaşadığı kaydedilmiştir). Hindistan'ın Rajastan Çölü’nde yaşayan H. collaris, yuvasını (genelde) çalıların altında kazar. Buradaki yuvalar, 457 mm uzunluğunda ve tek bir açıklığa sahiptir (150 cm). Genellikle yıl boyu bu yuvalarda kalırlar. Bu yuvalarda sadece tek bir birey bulunur; üreme mevsiminde ise dişi, yavrularının barınabilmesi için yuvanın sonunu genişletir. Rajastan Çölü’ndekilerin kışın pasif bir periyodu vardır. Kapalı ortamda uygun şekilde beslenirlerse birbirlerine saldırmazlar; fakat bazen diğer genç (yavru) bireyleri yerler. Davranışları hakkında bilinenler azdır. Satunin (1901)’in calligoni örnekleri, karabuğday (Calligonum polygonoides) çalılığındaki değişik yabani otlar arasında bulmuştur. Satunin, formun ilginç bir şekilde yabanilik göstermediğini ve bazılarının top haline gelmeden elde durduğu, fakat sivri burnunu bir şeyler ararcasına her tarafa çevirmeyi sürdürdüğünü bildirmiştir. Ancak bunların kafataslarını inceledikten sonra bunların henüz genç olduğunu anlayarak, önceki düşüncesinin yanlışlığını anlamıştır. Yiyecek listesinin hemen hepsi böceklerden ibarettir; ilaveten Rus zeytini (Elaeagnus angustifolia) de yerler (Ognev, 1928). Dr. R.J.Andrews tarafından kapalı ortamda bir süre canlı tutulan bir bireyin, ehlileştirilerek onu serbest bırakıldığı; çekirgeler, kınkanatlılar ve diğer böcekler ile çiğ et gibi şeyleri yediğini; yemekten sonra daima yalayarak ağzını temizlediğini; çok merak olduğu ve yeni getirilen her nesneyi dikkatli bir şekilde incelediği bildirilmiştir (Walker……). Sırtındaki derinin sıkıştırılması korkmasına ve bütün dikenlerinin her açıda kalkmasına neden oldu. Ayakları üzerinde yüksek olarak yürür; yürürken tabanlarıyla yere basar ve tırnaklarını yerden yukarıda tutar. Şaşılacak derecede hızlı koşar. Çöllerdeki diğer hayvanlar gibi bu türünde kulaklarının büyük olması fazla ısıyı dışarı yayma şeklinde düşünülür. Soliter halde yaşayan bu step kirpileri, nocturnaldirler; fakat emzikli dişiler daha çok olmak üzere arasıra gündüz de faaldirler. Hibernasyon ve gündüzleri dinlenmek için 50 cm’den az uzunlukta bir çukur kazarlar. Kannibalizm de rapor edilmiştir. Üreme mevsimi Mayıs’ta başlar; Ekim’e kadar sürer. Doğum genellikle Temmuz’dadır. Çiftleşme 2 dk. kadar sürer ve 36-37 gün sonra yavrular doğar. ♀♀’ler, yılda 2-3 defa ve her batında 35-42 günlük GbS’den sonra 5-6 yavru doğururlar. H.collaris'te doğum sırasında ♀, titremeye (sallanmaya) başlar; sonra önkollarıyla yere yatar ve uzun burun kısmını yerde öne doğru uzatır. Yerin hemen üzerinde bacaklarını kaldırmak suretiyle arka üyelerini (zayıf bir şekilde) dik tutar. Bir doğum 4.2 dk. sürer ve ♀, 5 saatlik bir süre boyunca 4 yavru doğurur. Yavrular doğduklarında 25-35 mm uzunlukta ve yumuşak dikenlerle kaplı olan sırt kısmı hariç kılsız olarak doğarlar. Yavruların gözleri doğumdan 21 gün kadar sonra açılır. 6 yıl kadar yaşarlar.

 Kırmızı liste

 durumu:

LR/lc, bkz. IUCN Kırmızı Liste

 Dağılım:

Afrika'da Libya’nın kuzeyi ve Mısır'dan Güneybatı Asya (S.Arabistan hariç) boyunca Türkiye (Şekil.1.9) ve Kıbrıs'a kadar; Avrupa'da Ukrayna’ın doğusundan Volga stepleri ile Don Havzası arasında; Orta Asya, Doğu Türkistan (Harrison and Bates, 1991), Moğolistan’daki Gobi Çölü, Pakistan, Afganistan ve Hindistan’ın kuzeybatısı ile Çin’de Xinjiang Eyaleti’ne kadar dağılış gösterir. Yurdumuzda Iğdır, Gaziantep, Kilis, Ş.Urfa illerinde daha çok sınır bölgelerinde bulunur. Ayrıca Erinaceus’un bulunmadığı Kıbrıs'ta da bulunurlar [bkz. Bate, 1903 ve Spitzenberger, 1978].

Sistematik ve Alttür Durumu:

Önceleri H. collaris, bu türe dahil edilirdi. Ancak Robert (1977)’e göre bu 2 form arasında dağılım ve morfolojik bakımdan bir kesiklilik vardır. Corbet (1988: 159) albulus, auritus ve megalotis’i geçerli alttürler olarak kabul eder. Afganistan ve Pakistan’daki populasyonlar (H. a. megalotis) çok büyük ölçüler (B+G 260-300 mm) ile karakterize edilir ve ventral rengi yeknesak kahverengidir (Corbet, 1992). megalotis, önceleri ayrı bir tür olarak görülürdü; ancak Afganistan’da auritus ile bir geçiş gösterir (bkz. Niethammer, 1973). Osborn and Helmy (1980: 57-64), Mısır’da aegyptiacus ve libycus şeklinde 2 alttür belirlemişlerdir. Boye (1991: 115)’e göre Kıbrıs formu (ssp. dorotheae Spitzenberger, 1978 [1978. H. a. doratheae Spitzenberger, Terra-typica: Pouzis Çayı, Mazotus’un 14 km doğusu, Larnaka, Kıbrıs]) da kabul edilebilir. Bu alttür, Iğdır civarındakiler ssp. calligoni Satunin, 1901 [1901. Erinaceus calligoni Satunin, Terra-tpica. Aralık, Iğdır]'den daha iri yapılı olup, kulak uçları genelde beyazdır (Boye, 1991). calligoni’den olan Iğdır’dan tek kayda ilaveten Erivan’dan birkaç kayıtla birlikte Kura Nehri boyunca izole olmuştur. Zira bu yöre, türün en yakın arealinden 100 km kadar kopuktur. Bazı yazarlar (bkz. von Lehmann, 1966), Suriye sınırı civarındakileri, ssp. syriacus Wood, 1876 [1876. Erinaceus syriacus Wood, Bible I Animals, p. 83. Terra-typica: Filistin] alttürüne dahil ederler. Ancak muhtemelen syriacus geçerli bir form olmayıp; Ellerman and Morrison-Scott (1951)’a göre, eğer Filistin’deki bu form tanımlanabilirse, syriacus ismi geçerli olacaktır. Harrison and Bates (1991), Ortadoğu formunu Sina’ya kadar olan kısımda calligoni, Sina ve daha batıda aegyptius olarak almışlardır. Bu görüşe göre Suriye sınırına yakın olan Türkiye örnekleri syriacus’tan değildir. calligoni karın tarafta biraz daha sarımsı ve kahverengi bir tona sahiptir. Fakat bu renk durumu önemli ölçüde bireysel varyasyon gösterir (Harrison and Bates, 1991).

H. e. calligoni Satunin, 1901

1901. Erinaceus calligoni Satunin, Prot. Obshch. Est. Kazan, No: 192 (hatalı baskı 191), pp. 1-2. Proc .Zool. Soc. Lond., 1901, 2: 284.

Terra-typica: Iğdır, Aralık, Ağrı Dağı etekleri.

Ölçüleri nominat formdan küçük ve CbU 43.7-44.3, ZyG 25.2-25.7 mm'dir. Nasal bölgenin insisivlerin üzerindeki kısmı nispeten dardır (5.7-6.2 mm). Dikenlerinin uzunluğu 20 mm’ye kadar ulaşır. Dağıstan, Transkafkasya, Kafkaslar ve Anadolu’da dağılış gösterir. Holotipin alındığı bölge, Ağrı Dağı’nın eteklerine uzanan kumluk alandır. Bu alanda yaygındırlar.

 

Türkiye Mammalia Faunası

 

 

 

1